Wednesday, September 27, 2006


bunca yıldan sonra,bunca yoldan sonra yine beraber olmak,her geçen gün daha da aynı şeyi hissetmek...ne düşündüğümü düşündüğünü bildiğim biriyle yaşamak...işte bu şans.kimsenin eline geçmeyen, veya değerlendirilemeyen şanslardan.biz bunu değerlendirdik işte.bu değere öyle değerler kattıkki, satın almak isteyenleri kovaladık hep.karşımıza yokuşlar çıktığında birbirimizi taşıdık.birimiz düştüğünde diğerimiz ayaktaydı çoğu zaman.ayaktaki düşeni zorlamadı hiç.hiç sürüklemedi peşinden.bekledi durup,kanayan dizlerindeki kanın pıhtılaşmasını.sonra hadi dedi,hadi gidelim...ve yine beraber ayağa kalktık biz.bazen beraber düştük o yokuşta.etrafımıza baktık, bizi kaldıracak kimse yoktu bazen,o zaman da oturduk doya doya güldük ağlanacak halimize.kısacası biz kendi küçük dünyamızı yarattık.başkalarının anlamadığı, anlayamayacağı,giriş kapısını bulamadığı bir dünya yarattık.yani bu şey gibi,tek bir frekans yaratmak...kimsenin algılayamadığı,sadece bizim duyduğumuz bir frekans.biz bu frekansta birleştik, konuşmadan anlaştık, sormadan kabullendik bazen,sıkmadan gevşettik,silmeden sözleştik...

No comments: