Monday, March 16, 2009

Olmalı mı olmamalı mı?

Bülent Ortaçgil diyor ki “ama ben düşünmezsem ben olamam ki” Ben de düşünüyorum ki, ben olmak uğruna bunca düşünce yüküne girmek mantıklı mıdır? Derken bakıyorum bir daha ben olmuşum bile. Saçmalayaraktan, soru soraraktan, düşünerekten... sonra bakıyorum bu bunalmış bünyem alışmış herşeye. Gülmeye başlamış, yalnızlık tanımını 3-5 parçaya ayırıp farklı zamanlarda acısını çekmeyi öğrenmiş... Hayatı daha bir gül-geç haline getirmiş-ben- Hiiç haberim bile yok...
Sonra da utanmazca hayal kırıklığına uğramaktayım prensiplerimden caydım mı? Ben de mi yozlaştım? Gibi muhabbetlere girmekteyim beynimin bir zavallı kıvrımcığında. Çünkü bu bünye alışmış, doğru olanı yapmak bunaltır, sıkkınlık gerektirir.
Neyse... bilinmiyor bu aralar ne sebeple bu denli densizim=) Sırıtmak, saçmalamak şart. Ben Bir şey öğrendiysem bunu öğrendim. Ayrıca sistemin zavallı parçaları mıyız yoksa ne?
Bir teorim daha var; Ergenliğim uzun sürdü:P hahaha buna yüksek sesle burundan ses çıkarmacalı gülebilirim.
Ortaokul yıllarında “Hüsnütalil” diye bir kavram öğrenmiştik bilmem hafızalarınızda yer edinmiş mi? Velhasılkelam, hüsnütalil, edebiyatta güzel nedene bağlama sanatıdır. O çok takılmış kafama, bilinçaltımı oymuş, oymuş. Her bir yaşanan olayı bir yere bağlayasım var. bağlamayınca beynimde ordan oraya yalpalayarak kafatasıma çarpıyorlar, nitekim fazla başağrısı yapıyor.
İşte böyle saçma bir dünya bizimkisi de. Endüstriyel tasarım yapacakmışız mezun olunca. Çok güldüm küçüklüğüme=) Lan hani sistem, tüketimcilik sana saçma geliyordu!! Neyse yine çıkarlarıma kılıf uydurmuşumdur zamanında, hatırlamıyorum şimdi. Böyle hayat... Teorilerle dolu. Atmasyon yani.
Çözdüm bak hayati! 98765432134567898776. oldum sanırım hayatı çözenler arasında. Arkadaş, demem o ki kimsenin bizi taktığı yok=) en iyisi eğlenip coşmak diyorum başka da bir şey demiyorum. Hazır izmirliyiz daha başka felsefeler aramayalım lütfen kendimize. Yüzeyden gidelim, çok dibe dalmayalım. Arada bir ne olduğunu sorgulamaksızın böğürerekten ağlayalım, bırakalım o kendisi gider, sonra yine güneş açar...
Yüksek Sadakat adlı grubumuzun bir şarkı sözü on numero, o kuple ile bitirmek isterim yazımı. Hazır yazılmışı varken kelime israfına luzum yok, daha iyisini yazmadığım sürece. Yine Uzatıyorum sanki ben sadede gelmeliyim;
“Bu evrende bir tozsun, tarih seni unutsun! Haydi gel içelim, yerlere düşelim!”
iyi gülmeceler diliyorum hepinize

1 comment:

Digital Kelebek said...

Sistemin değil,
İzmirin insanısın..

E hani umut:))