Thursday, September 21, 2006
bergamutlu gün
çok keyifli bir gün.gece değil, karanlık değil, karanlık değilim.çayı pek sevmediğimi sanırdım.ne de güzel geldi onca kalabalığın ardından tek başıma çay içmek. bütün gün müzik dinlemeyi, yanlızlığı özlemişim.yatakları topluyorum, elimi çarşafım üstünde gezdirdim.dümdüz oldu.bembeyaz, dümdüz...şöyle bir baktım. o bile keyif verdi.çayımı elime aldım.kokladım, bütün içim bergamut kokusuyla doldu.hayatın trafiğinde kırmızı ışıkta takılmış bir gün bugün=)
sevdiğim...
sevgilim değilsin sen benim,sevdiğimsin.eski şarkılardaki gibi.sevdiğim…çok eski,çok nostaljik bir deyim.eski zamanlardayım.ruhum eski,duygularım…bu yüzyılın duyguları değil bunlar.kim verdi bu duyguları bana?kim nerde unuttu da ben el koydum bu duygulara?hakkım olan mıydı acaba bu.yoksa çekmem gereken ceza mı?iki zaman arasında sıkışıp kalmak ceza mıydı yoksa bir hediye mi?
Monday, September 18, 2006
küçük şeyler
uzuun zamandır blog a yazı yazasım gelmiyor.aslında birsürü yazı yazdım ama,ama işte...son yazdığım yazıyı okudum,sonra güldüm kendime.aslında pek de algıladığım gibi değilmiş olaylar. çok farklı, çok daha güzelmiş...sonra hayatıma bir baktım, monotonluktan şikayet ettiğim yıllara.hepsi birbirinin aynı geçen günlere baktım.geride bırakmışım onları.şikayet etmeyi, sıkılmayı bırakmışım.sevindim kendi kendime."küçük şeyler,küçücük şeyler,bizi sevindiren,üzüldüren,hepsi de küçücük şeyleeer"küçük ama kalbini dolduran,taşıran şeyler...
Monday, September 04, 2006
sıkılıyorum.düşünmeden duramıyorum.hiçbirşeye dikkatimi toplayamıyorum.hayal kurmanın sonucu bu işte."hiçbir gerçek hayali kadar mükemmel olamaz".hatta hayalinin kıyısından bile geçemez.yine duvarlar kalkıyor,yollar kapanıyor.nehirler birleşiyor ve kendi mekanlarında takılmaya devam ediyorlar. yine moduma dönüyorum.yine sessizlik var.yine kalabalık var ve ben varım.kalabalıktan kopuk, köşe koltukta oturuyorum.ama işin kötüsü artık ağacımda değilim.indirdiler beni oradan.eskiden karışmadan sadece eleştiren nehir vardı ya ağaçta, hayatı oynayan nehiri izliyordu;artık ağaçtaki yok. o indi bir ara ağaçtan.işte şimdi de çıkamıyor ağaca. düşünüyor,sıkılıyor...hayalinin acısını çekiyor.o kocaman hayalinin.imkansızın hayalinin acısı.
Monday, August 28, 2006
çimlere oturamıyoruz,kene var.kedileri sevemiyoruz kuş gribi var.gece yolda yürüyemiyoruz, kötülük var.sokakta müziğimizi son ses açamıyoruz, araba çarpar.evde son ses açamıyoruz, komşular çarpar=)ağlayamıyoruz,neden arayanlar var.gülemiyoruz, gocunanlar var.küfredemiyoruz etik var.sittirin hepsini yawww!!!sadece biz varız!dünya kirlense de inadına yaşamak lazım doyasıya.oyunlara aldanmamak lazım,kirlenmemek lazım, duygularını bağıra çağıra söylemek lazım.=)
Sunday, August 20, 2006
??????
sahip olduğum hiçbirşey gerçekten benim değil.bu gerçekten böyle mi?bazen yabancılaşmak normal mi?şöyle 1-2 gün dalıp gittikten sonra kafanı kaldırdığımda herşey yabancı geliyorsa,ne hissetmeliyim?yıllarca aynı odada yaşamışsındır,ama bir bakarsın ki o oda sen değil,yabancısın oraya.ait olmak çok farklı birşey.kendini bir yere ait hissetmek.ve ben hiçbir yere ait değilim.ve sahip olduğum hiçbir şey gerçekten bana ait değil mi??
cos nothing ı have is truly mine
bazen size de olur mu bilmiyorum ama ben bi şarkıyı arka arkaya 100 kere dinleme kapasitesine sahibim.bir liste yapıp onu sabahtan akşama hatta diğer akşama kadar dinleyebilirim=)bu aralar 3 takıntı şarkım var.1.don't speak 2.seni düşünmek güzel şey 3.life for rent.life for rent in sözlerinden beğendiğim kısmını aldım.bu tamamı değil ama...çok güzel sözleri.
LIFE FOR RENT-DIDO(kiralık hayat)
[ But if my life is for rent and I don't learn to buy
Ama eğer hayatım kiralıksa ve satın almayı öğrenmiyorsam
Well I deserve nothing more than I get
O zaman sahip olduğumdan daha fazlasını hak etmiyorum
Cos nothing I have is truly mine
Çünkü sahip olduğum hiçbir şey gerçekten bana ait değil ]
I've always thought that I would love to live by the sea
Her zaman denize yakın bir yerde yaşamaktan hoşlanacağımı düşünmüşümdür
To travel the world alone and live my life more simply
Dünyayı tek başıma gezmeyi ve hayatımı daha basit yaşamayı
I have no idea what's happened to that dream
Bu hayale ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok
Cos there's really nothing left here to stop me
Çünkü burada gerçekten beni durdurabilecek hiçbir şey kalmadı
It's just a thought, only a thought
Bu sadece bir fikir, yalnızca bir fikir
Nakarat :
[ But if my life is for rent and I don't learn to buy
Ama eğer hayatım kiralıksa ve satın almayı öğrenmiyorsam
Well I deserve nothing more than I get
O zaman sahip olduğumdan daha fazlasını hak etmiyorum
Cos nothing I have is truly mine
Çünkü sahip olduğum hiçbir şey gerçekten bana ait değil ]
I've always thought that I would love to live by the sea
Her zaman denize yakın bir yerde yaşamaktan hoşlanacağımı düşünmüşümdür
To travel the world alone and live my life more simply
Dünyayı tek başıma gezmeyi ve hayatımı daha basit yaşamayı
I have no idea what's happened to that dream
Bu hayale ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok
Cos there's really nothing left here to stop me
Çünkü burada gerçekten beni durdurabilecek hiçbir şey kalmadı
It's just a thought, only a thought
Bu sadece bir fikir, yalnızca bir fikir
Nakarat
While my heart is a shield and I won't let it down
Kalbim bir kalkanken ve onu indirmeyecekken
While I am so afraid to fail so I won't even try
Başarısız olmaktan, denemeyi bile göze alamayacak kadar korkarken
Well how can I say I'm alive
Yaşadığımı nasıl söyleyebilirim
LIFE FOR RENT-DIDO(kiralık hayat)
[ But if my life is for rent and I don't learn to buy
Ama eğer hayatım kiralıksa ve satın almayı öğrenmiyorsam
Well I deserve nothing more than I get
O zaman sahip olduğumdan daha fazlasını hak etmiyorum
Cos nothing I have is truly mine
Çünkü sahip olduğum hiçbir şey gerçekten bana ait değil ]
I've always thought that I would love to live by the sea
Her zaman denize yakın bir yerde yaşamaktan hoşlanacağımı düşünmüşümdür
To travel the world alone and live my life more simply
Dünyayı tek başıma gezmeyi ve hayatımı daha basit yaşamayı
I have no idea what's happened to that dream
Bu hayale ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok
Cos there's really nothing left here to stop me
Çünkü burada gerçekten beni durdurabilecek hiçbir şey kalmadı
It's just a thought, only a thought
Bu sadece bir fikir, yalnızca bir fikir
Nakarat :
[ But if my life is for rent and I don't learn to buy
Ama eğer hayatım kiralıksa ve satın almayı öğrenmiyorsam
Well I deserve nothing more than I get
O zaman sahip olduğumdan daha fazlasını hak etmiyorum
Cos nothing I have is truly mine
Çünkü sahip olduğum hiçbir şey gerçekten bana ait değil ]
I've always thought that I would love to live by the sea
Her zaman denize yakın bir yerde yaşamaktan hoşlanacağımı düşünmüşümdür
To travel the world alone and live my life more simply
Dünyayı tek başıma gezmeyi ve hayatımı daha basit yaşamayı
I have no idea what's happened to that dream
Bu hayale ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok
Cos there's really nothing left here to stop me
Çünkü burada gerçekten beni durdurabilecek hiçbir şey kalmadı
It's just a thought, only a thought
Bu sadece bir fikir, yalnızca bir fikir
Nakarat
While my heart is a shield and I won't let it down
Kalbim bir kalkanken ve onu indirmeyecekken
While I am so afraid to fail so I won't even try
Başarısız olmaktan, denemeyi bile göze alamayacak kadar korkarken
Well how can I say I'm alive
Yaşadığımı nasıl söyleyebilirim
Saturday, August 19, 2006
Friday, August 18, 2006
Wednesday, August 16, 2006
bugün böyleyim:!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!aşırı dozda uyarılmış gibi.havada gibi.yere düşücek gibi olursun da kalbini ağzında hissedersin ya.öyle işte.sanki bi kutu neskafe içmişsin gibi.sürekli telaşlı, huzursuz ama mutlu.hep mutlu.içinde pembe kurdeleler varmış gibi.birsürü pembe kurdele yutmuşsun gibi.gözünü kapadığında jimnastikçilerin kurdeleleri olur ya dalgalanır havada,onlar uçuyormuş gibi.mutlu gibi.yani mut um fazla kaçmış bugün=)güzel bi gündü=)böyle işte.güzel.hoş.boş.bol kurdeleli.bol pembeli.
Monday, August 14, 2006
ıronıc-alanis morisette
An old man turned ninety-eight
Doksan sekiz yaşına basmış bir adam
He won the lottery and died the next day
Lotoyu kazandı ve sonraki gün öldü
It's a black fly in your Chardonnay
Bu beyaz şarabında bir kara sinektir
It's a death row pardon two minutes too late
Bu iki dakika gecikmiş idam affıdır
And isn't it ironic...dontcha think
Ve bu ironik değil mi...sence de?
It's like rain on your wedding day
Bu düğün gününde yağmur yağması gibidir
It's a free ride when you've already paid
Sen paranı ödedikten sonraki bedava gezidir
It's the good advice that you just didn't take
Bu dinlemeyip geçtiğin iyi tavsiyedir
Who would've thought...it figures
İşe yarayacağını kim düşünürdü ki
Mr. Play It Safe was afraid to fly
Bay Tedbirli uçmaya korkuyordu
He packed his suitcase and kissed his kids goodbye
Valizini hazırladı ve çocuklarına elveda öpücüğü verdi
He waited his whole damn life to take that flight
Tüm kahrolası hayatı boyunca bu uçuşu beklemişti
And as the plane crashed down he thought
Ve uçak düşerken şöyle düşündü: '
Well isn't this nice...'
'Ne kadar güzel değil mi'
And isn't it ironic...dontcha think
Ve bu ironik değil mi...sence de?
It's like rain on your wedding day
Bu düğün gününde yağmur yağması gibidir
It's a free ride when you've already paid
Sen paranı ödedikten sonraki bedava gezidir
It's the good advice that you just didn't take
Bu dinlemeyip geçtiğin iyi tavsiyedir
Who would've thought...it figures
İşe yarayacağını kim düşünürdü ki
Well life has a funny way of sneaking up on you
Hayatın tuhaf bir hissettirmeden yanına sokulma tarzı var
When you think everything's okay and everything's going right
Herkesin iyi ve her şeyin yolunda olduğunu düşündüğün zaman
And life has a funny way of helping you out when
Ve hayatın tuhaf bir yardım etme tarzı var
You think everything's gone wrong and everything blows up in your face
Her şeyin ters gittiğini düşündüğün ve her şey yüzünde patladığı zaman
A traffic jam when you're already late Sen
zaten gecikmişkenki trafik sıkışıklığı
A no-smoking sign on your cigarette break
Sigara molandaki sigara içilmez levhası
It's like ten thousand spoons when all you need is a knife
Bu tek ihtiyacın olan bir bıçakken on bin tane kaşık gibidir
It's meeting the man of my dreams
Bu hayallerinin erkeğiyle yanışmaktır
And then meeting his beautiful wife
Ve sonra da onun güzel eşiyle
And isn't it ironic...dontcha think
Ve bu ironik değil mi...sence de
A little too ironic...and yeah I really do think...
Birazcık fazla ironik...kesinlikle böyle düşünüyorum...
It's like rain on your wedding day
Bu düğün gününde yağmur yağması gibidir
It's a free ride when you've already paid S
en paranı ödedikten sonraki bedava gezidir
It's the good advice that you just didn't take
Bu dinlemeyip geçtiğin iyi tavsiyedir
Who would've thought...it figures
İşe yarayacağını kim düşünürdü ki
Life has a funny way of sneaking up on you
Hayatın tuhaf bir hissettirmeden yanına sokulma tarzı var
Life has a funny, funny way of helping you out
Hayatın tuhaf, tuhaf bir yardım etme tarzı var
Helping you out
Yardım etme!!!!!
Doksan sekiz yaşına basmış bir adam
He won the lottery and died the next day
Lotoyu kazandı ve sonraki gün öldü
It's a black fly in your Chardonnay
Bu beyaz şarabında bir kara sinektir
It's a death row pardon two minutes too late
Bu iki dakika gecikmiş idam affıdır
And isn't it ironic...dontcha think
Ve bu ironik değil mi...sence de?
It's like rain on your wedding day
Bu düğün gününde yağmur yağması gibidir
It's a free ride when you've already paid
Sen paranı ödedikten sonraki bedava gezidir
It's the good advice that you just didn't take
Bu dinlemeyip geçtiğin iyi tavsiyedir
Who would've thought...it figures
İşe yarayacağını kim düşünürdü ki
Mr. Play It Safe was afraid to fly
Bay Tedbirli uçmaya korkuyordu
He packed his suitcase and kissed his kids goodbye
Valizini hazırladı ve çocuklarına elveda öpücüğü verdi
He waited his whole damn life to take that flight
Tüm kahrolası hayatı boyunca bu uçuşu beklemişti
And as the plane crashed down he thought
Ve uçak düşerken şöyle düşündü: '
Well isn't this nice...'
'Ne kadar güzel değil mi'
And isn't it ironic...dontcha think
Ve bu ironik değil mi...sence de?
It's like rain on your wedding day
Bu düğün gününde yağmur yağması gibidir
It's a free ride when you've already paid
Sen paranı ödedikten sonraki bedava gezidir
It's the good advice that you just didn't take
Bu dinlemeyip geçtiğin iyi tavsiyedir
Who would've thought...it figures
İşe yarayacağını kim düşünürdü ki
Well life has a funny way of sneaking up on you
Hayatın tuhaf bir hissettirmeden yanına sokulma tarzı var
When you think everything's okay and everything's going right
Herkesin iyi ve her şeyin yolunda olduğunu düşündüğün zaman
And life has a funny way of helping you out when
Ve hayatın tuhaf bir yardım etme tarzı var
You think everything's gone wrong and everything blows up in your face
Her şeyin ters gittiğini düşündüğün ve her şey yüzünde patladığı zaman
A traffic jam when you're already late Sen
zaten gecikmişkenki trafik sıkışıklığı
A no-smoking sign on your cigarette break
Sigara molandaki sigara içilmez levhası
It's like ten thousand spoons when all you need is a knife
Bu tek ihtiyacın olan bir bıçakken on bin tane kaşık gibidir
It's meeting the man of my dreams
Bu hayallerinin erkeğiyle yanışmaktır
And then meeting his beautiful wife
Ve sonra da onun güzel eşiyle
And isn't it ironic...dontcha think
Ve bu ironik değil mi...sence de
A little too ironic...and yeah I really do think...
Birazcık fazla ironik...kesinlikle böyle düşünüyorum...
It's like rain on your wedding day
Bu düğün gününde yağmur yağması gibidir
It's a free ride when you've already paid S
en paranı ödedikten sonraki bedava gezidir
It's the good advice that you just didn't take
Bu dinlemeyip geçtiğin iyi tavsiyedir
Who would've thought...it figures
İşe yarayacağını kim düşünürdü ki
Life has a funny way of sneaking up on you
Hayatın tuhaf bir hissettirmeden yanına sokulma tarzı var
Life has a funny, funny way of helping you out
Hayatın tuhaf, tuhaf bir yardım etme tarzı var
Helping you out
Yardım etme!!!!!
evden dışarı çıkmak istemiyorum.evde bişi yapmak istemiyorum.bööyle oturayım kim msn e girmiş kim çıkmış onu izliyim.foto albümlerine bakayım...falan falan.müzik indirirken rakamların atışını izliyim.tv yi açıp bön bön bakıyorum dalıp gidiyorum.sonra bi kendime geliyorum zap yaparken alakasız bi programda kalmış.msn açık.ama konuşmak istemiyorum.garip yani.millet yazıyo öff diye cevap veriyorum.e salak kapat msn ii.olmaz.olmuyo. öyleyim bugün işte.bomboşum.çuval gibi hissediyorum kendimi yine.hiçbir boktan anlamayan yanlız bi çuval.yine başladım yani. belki de boşluktan oluyodur.veya 2-3 aydır normal beni kaybetmişimdir de geri dönüyorumdur belki=)bilmiyorum.yine bi garip moda girdim.hadi hayırlısı.altından ne çıkar bilemem.
Tuesday, August 08, 2006
"şu adam ölse de ev bize kalsa" der ama bu düşüncemizi tekrar gözden geçiririz."evet ama ölürse emekli maaşını kaybederiz" deyip hemen başka bir karar alırız. "ölmesin" deriz.sonra bu düşünemizden korkarız ama artık çok geçtir, o dşünce ete kemiğe bürünmüştür, geri alınamaz. tabi düşüncemizin açığa çıkmaması,kişisel arşivimizde, gizli bölmelerimizde, dokunulamazlar arasında kalması, bizi kurtarır, biraz da rahatlatır.sana tekrar söylüyorum:sonsuza dek doğallığı, özgünlüğü yok ettik.samimiyet kalmadı.ince hesaplar herşeyi rezil etti.tamam başka türlü olmaz, biliyorum. meşhur kendini koruma içgüdüsü seni önlem almaya zorlar. ama tanrı aşkına, bizler o içgüdününsaflığını bozduk, çarpıttık, aldattık."
KIZILA BOYALI SAÇLAR-KOSTAS MOUSELAS
KIZILA BOYALI SAÇLAR-KOSTAS MOUSELAS
Monday, August 07, 2006
bütün kızlar toplanamıyoruz malesef
sabah saat 9 ve bütün gece kabuslar görmeme sebep olan arkadaşım duyguya burdan teşekkür ediyorum.duygu benim hazırlıktan arkadaşım, bilmeyenleriniz varsa.dün sinirliymiş biraz.ben de msn de ona bi ortak arkadaşımızla ilgili birşey söyleyecektim."Merhaba naber?" dedim.sinirliyim dedi.bir arkadaşıyla kavga etmiş."Anlatsam da dinlemezsin ki" dedi."Sen beni hiçbir zaman dinlemedin" dedi, başladı konuşmaya.ben ona sürekli laf sokmuşum beraber olduğumuz süre boyunca.onu yok saymışım,haksızlık yapmışım.ben samimiyetsizmişim.Açık, herşeyi söyleyen samimi insanları sevmiyormuşum ki ben bu kızla sadece 6 ay gibi bir süre beraber olmama rağmen bütün yakın dostlarımı tanıştırdım, onu tanımaya çalıştım, dinledim...falan falan. Beni dinlememekle suçlayan insan da şunu yaptı bana: ben hayatımın en büyük kavgasını etmişim, geldim anlatıyorum gözlerim dolu dolu ve şiş 2 gün hiç durmadan ağlamışım. Suçluyum bu kavgada. Anlattım anlattım bitti ve bana önce ee kendin ettin kendin buldun bakışı attı. Sonra da" amaan boşver 2 gün sonra bunlar çok komik gelecek. Bak ben bir Maltalıyla tanıştım onu anlatayım sana"dedi. O olay üzerinden tam 1 yıl geçti ama hala bana komik gelmiyor=)işte ben içimdekileri söylemeyip tüm suçlamalara eyvallah dediğim için bunlar geliyor başıma sonra da bütün gecemi mahvediyor, uykum kaçıyor. Yine söylüyorum, Duyguya da söyledim. Ben bir daha kız arkadaş edinmeyeceğim! O da sorun sende dedi. Evet bende sorun. 4mükemmel dostum olduğu için(kız) herkesi onlarla karşılaştırıyorum. Onlar gibi mükemel olmasını bekliyorum. Yüzeysel geçmiyorum. Evet arkadaşlar sorun bende. Kızsanız gelmeyin mümkünse. Denedim.anlaşamıyoruz!!!
Thursday, August 03, 2006
yarın benim için önemli bir gün.doğum günüm.ama eskisi gibi değil artık.heyecanlanmıyorum bile.eskiden 1hafta öncesinden söylenmeye başlardım.milletin başına kakardım.ama bu yıl böyle değil.aslında açıkça söyleyebilsem hissettiklerimi...ama kendime bile söyleyemiyorum ki.hatırlamak istemiyorum.kendimi cezalandırsam,bu doğum günümde kimse beni hatırlamasa,kutlamasak...belki bu vicdan azabıdan kurtulurum o zaman.ama bunu haketmiyorum.geçmiş geçmişte kaldı ve onu unutmalıyız bazen.çünkü unutmazsak sürekli beynimizde döner içimizi kemirir.ben bu yıl geçmişteki tek büyük yanlışımı temizlemek için uğraştım.ve bana çok yardımcı oldular.sürekli anlayış gösterdiler.böyle oldukça ben daha çok üzüldüm.ama üzdüm.gerçekten üzdüm ve bunu bir daha asla yapmam.belki bu yazıyı onlar okumayacak.ama burdan onlara teşekkür etmek istiyorum ben.anneme ve babama.onlar gerçekten iyi birer model.hatta gördüklerim arasında en iyileri.onları çok çok çok seviyorum.işte bunları söylemek istedim.belki günah çıkartma.belki de size çocukça gelebilir ama ben böyleyim ve bunları yazmak istedim.hala çocuğum ben.ve galiba hep böyle kalıcam.hoş bundan pek de rahatsız değilim=)işte benim hem böylesine çocuk hem de böylesine büyük olmamı sağlayanlar onlar ve herşeyin en iyisini hakediyorlar.ama ben sadece onlara burdan teşekkür edebiliyorum şimdilik.ve bilmeyecekleri bir teşekkür.belki bir gün bu yazıları onlara da okutacak cesaretim olur.olsun.bilmeleri birşey değiştirmezdi zaten.onlar yine onlar olurdu ben yine ben olurdum.bizde teşekkürlerin,özürlerin geçerliliği yoktur çünkü.sadece davranışlar vardır.davranışlar senin teşekkürün ve özründür.ve bence bu en doğrusudur.mesela herzaman demişimdir, seni seviyorum demek sevgi belirtisi değildir bence.seni seviyorum demektense öpmeyi tercih ederim=))bana bunu öğrettiler ve ben de davranışlarımla hep göstermeye çalıştm insanlara sevgimi.seni seviyorum demedim veya en yakın arkadaşımsın sen,kankamsın demedim.öyle davrandım sadece.ama yine de bunu duymak isteyen varsa gelsin.söylerim=)gocunmam.ama ne kadar etkisi olur bilemem=)işte böyle.ben böyleyim ve beni böyle sevenlere teşekkür etmek istedim bu doğum günümde.ben bir hediye veriyim dedim.benim sevgim hediyeyse sizin için, tüm sevgim sizinle arkadaşlar.sizi çok seviyorum.
Friday, July 21, 2006
açıl susam açııl
kapılar açılıyor sanki.duvarlar kalkıyor.işçiler grevde.duvar örmeyi bıraktı.bünye şaşkın.ne yapacağını bilemez halde oradan oraya koşuşturuyor.hiçbir şey olmasa da insanın neşesi yerine geliyor.aklına birini koyabilmek güzel şey.kaptırmadan,sadece çerçeveye oturtmak...rüya görüp uyandığında kimdi o diye 2 saat düşünmektense, hiçbirşey olmasın ama o çerçeve boş olmasın.o çerçevenin dolu olması bazen mutlu ediyor beni anladımm.bundan sonra hep dolduracağım.duvarlar yok artık , korumak yok!!"benmişim kendimden bir korkak yaratmışım,kendimi korurken en çok ben ürkütmüşüm" ama bunu ben değil de Nev farkına varmış=)mutluyum yani.ama işte hay aksi şeytan ki mutlu olduğumda pek güzel yazılar çıkmıyor.özür dilerim ozzyciim=(öptüm seni çoook
Tuesday, July 18, 2006
Friday, July 07, 2006
yine gece ve ben yine yazıyorum.neden geceleri yazıyorum??halbuki gündüzleri bazen o kadar güzel cümleler geçiyor ki aklımdan...elimde kağıt kalem olsa hani, dünyanın en güzel cümleleri olacaklar.bazen sokakta yürüyorum kendi kendime, arkaya bir fon müziği koyuyorum ve etrafımda gördüklerim sanki bir romanmışçasına beynimde akıyor. bu çok hoşuma gidiyor.ama yazamıyorum o an onları.sadece gece yazabiliyorum çünkü sadece gece yanlızım.her zaman zaten "gerçekten garip" görünmekten korktum mu ben?bu aralar bunu soruyorum kendime.her zaman ilginç görünmeyi sevdim.ama her zaman istediklerimi yapamadım.çekindim hep.hatta günden güne daha çok sıradanlaşıyorum, bıkkınlaşıyorum.acaba biz de mi bir gün kırmızı ışıkta korna çalan manyaklardan olacağız?veya yavaş yavaş olmaya başladık mı...otomatiğe almadan gitmiyor mu acaba hayat. ya da gidiyor da herşey otomatikte daha mı kolay?...teknoloji hayata girdiğinden beri obezite arttı ya, acaba otomatiğe aldığımızdan duygularımız da mı obezleşti?onlar da mı yağ bağladı?kırılınca yağ bağladığı için duygularımız eskisi kadar acımıyor mu artık???acaba obez, düşse acımaz duygularla yaşamayı sadece benimsedik mi, yoksa hoşumuza da gidiyor mu bu?buraya nereden geldik yine...ben duygulardan bahsetmeyecektim ki, sadece biraz saçmalamak, birkaç betimleme yapmak istemiştim. Ayvalığa gideceğim yarın, o yüzden blog um beni özlemesin, beni unutmasın diye 2- 3 bişey yazayım demiştim.artık okumadan yarıda kesmeniz de umrumda değil, "saçmalıycam"...gerçi öyle yaptığınızı da sanmıyorum sıkıcı yazmıyorum çünkü-megalomanımdır da-başka nelerden bahsetmek istiyorum ben? bi düşüneyim...kavuşamayanlara üzülüyorum. platonik gibi değil bu.çok farklı, çok daha acı.birşeyler olup bitmiş, ama hala geçmişle yaşıyorsun.acaba herkes birinin geçmişi olarak mı yaşayacak?herkes başkasını kafasına takıp yanlız mı kalacak bir gün?hehehe işte o zaman platoniklerin dünyası olacak bu dünya. çünkü onlar kafalarındaki yıkılmamış hayalleriyle, dizleri çürümemiş duygularıyla yaşayacaklar.işte o zaman herşey sanal olacak. o zaman ilişkiler de olmayacak=)belki 2 kişi birbirinin hayalini kuracak ama hiçbir zaman birleşmeyecek. çünkü birleşince birbirlerini yıpratacaklarını bilecekler.o yüzden "bırak hayalimdeki gibi kal,böyle çok güzelsin" diyecekler belki birbirlerine.öyle işte.bunları düşünüyorum arkadan kafamda fon müziği koyuyorum ama çıkarıp defterimi bunları yazmaya utanıyorum "ne yazıyorsun okuyabilir miyim?" derler diye=)yani kötü olduğundan çekindiğim falan da yok.düşünüyorum işte abuk sabuk bazen saçmalıyorum.ama hiç değilse otomatikte değilim.bundan gurur duyuyorum. ama kafam sürekli benle ilgili veya ilgisiz bir yığın şeyle dolu.anlatmaya kalksam ben bile sıkılırım.ama paso birşeyler geçiyor aklımdan.o yüzden bazen konuşurken abuk sabuk şeyler çıkıyor ağzımdan.hala bazı şeylerin ismini düzgün söyleyemiyorum=)19 yaşındayım ya!!emniyet kemerine ehliyet kemeri deyip duruyorum!!!hahahah.bu gün de el frenine el feneri dedim=)))işte böyle.saf deyip duruyorlar aile içinde=)saf yapacaklar beni.ama zeki bir saflık var hehehhe.ohoo iyice koptum ben.yazayım yazmışken.okuyan okur bana ne.belki de publishe basmadan kopyalar yapıştırır kendime saklarım.ohh öyle yapçakmış gibi yazayım ben de bütün kirli çamaşırlarımı görün!!(yok kiii)bütün saçmalıklarımı demek istemiştim=)Özgür geldi nete. saat 3.30 adam yeni nete giriyo.işte diyorum kuralın olduğu yerde özgür yok diye!!yine haklıyım=)sınırları yok, kuralları yok, karışanı yok, karıştırmıyor adam çünkü.ben böyleyim, yerse diyor.doğru mu yapıyor? doğrudur heralde ne de olsa abimiz=)idolüm benim o.eheheh.baştan okumadan publish e basıyorum çünkü çok saçmaladım her an silebilirim
Monday, July 03, 2006
when a blind man cries-deep purple
If you're leaving close the door.
I'm not expecting people anymore.
Hear me grieving, I'm lying on the floor.
Whether I'm drunk or dead I really ain't too sure.
I'm a blind man, I'm a blind man and my world is pale.
When a blind man cries, Lord, you know there ain't no sadder tale.
Had a friend once in a room,
had a good time but it ended much too soon.
In a cold month in that room
we found a reason for the things we had to do.
I'm a blind man, I'm a blind man, now my room is cold.
When a blind man cries, Lord, you know he feels it from his soul.
I'm not expecting people anymore.
Hear me grieving, I'm lying on the floor.
Whether I'm drunk or dead I really ain't too sure.
I'm a blind man, I'm a blind man and my world is pale.
When a blind man cries, Lord, you know there ain't no sadder tale.
Had a friend once in a room,
had a good time but it ended much too soon.
In a cold month in that room
we found a reason for the things we had to do.
I'm a blind man, I'm a blind man, now my room is cold.
When a blind man cries, Lord, you know he feels it from his soul.
Subscribe to:
Posts (Atom)
