Tuesday, December 14, 2010
Tuesday, December 07, 2010
Friday, December 03, 2010
gibi adam
Sıfatları bile soyutlamış,
Ne dediği anlaşılmıyor.
Varmış, yokmuş ne yazar?
Boşu, dolusundan daha çok can yakıyor.
Bir adım atıyor sonsuzluğa,
Hiç yol almamış gibi yapıyor.
Sonra dönüp arkasına,
Uzaklaşmış gibi bakıyor.
Gibilemekten yorgun kalbi.
Gidiyor gibi gibi.
Aa yine mi sen geldin?
Ne dediği anlaşılmıyor.
Varmış, yokmuş ne yazar?
Boşu, dolusundan daha çok can yakıyor.
Bir adım atıyor sonsuzluğa,
Hiç yol almamış gibi yapıyor.
Sonra dönüp arkasına,
Uzaklaşmış gibi bakıyor.
Gibilemekten yorgun kalbi.
Gidiyor gibi gibi.
Aa yine mi sen geldin?
Tuesday, November 30, 2010
sürgün
o kitabı da kapat gitsin, sıkışsın sayfalar, kıvrılsın, kabarık kalsın kitap ne yazar... yeter ki acele et. acele et ve kapat şu kitabı. buruşmuş, yırtılmış ne farkeder? kitap kitap kalır nihayetinde. yıpranmış, solmuş kimin umurunda?
kapat artık, gözlerini dolduruyor işte, görmüyor musun? sana fazla o kitap, belki de eksik. belki de geçmiş, belki gelecek. ama şu an değil. daha fazla yıpranmadan, yıpratmadan kapat o kitabı. ellerin üşümez mi bu bomboş, karanlık odada? at yere artık şu kitabı. o sensiz olsa da hikayeler taşımakta her sayfasında. sense mülkiyet fikrine takılıp kalmışsın, okumasan da elinde dursun kitap, bunu mu istiyorsun? başucunda işte, bilmiyor musun? kapat artık o kitabı, sararıyor, soluyor, görmüyor musun?
kapat artık, gözlerini dolduruyor işte, görmüyor musun? sana fazla o kitap, belki de eksik. belki de geçmiş, belki gelecek. ama şu an değil. daha fazla yıpranmadan, yıpratmadan kapat o kitabı. ellerin üşümez mi bu bomboş, karanlık odada? at yere artık şu kitabı. o sensiz olsa da hikayeler taşımakta her sayfasında. sense mülkiyet fikrine takılıp kalmışsın, okumasan da elinde dursun kitap, bunu mu istiyorsun? başucunda işte, bilmiyor musun? kapat artık o kitabı, sararıyor, soluyor, görmüyor musun?
Saturday, November 27, 2010
zaman geçer, yıllar geçer. hayatına yenilikler çöker, hayatından koşar kaçaz bazı sıfatlar. sen değiştin sanırsın. duyguların büyüdü sanırsın. yaşanmışlıkların var sanırsın, onlar yeterli sanırsın hep. sonra gider hep benzer bi yüze bakarsın, benzer sokaklarda. aynı kokularda kafanı çevirir bakarsın. sonra hayatının versiyonlarını izlemeye başlarsın, küfrederek. yıpranmış ama değişmemiş bir sen olarak dönüp aynı şarkıları dinler, aynı acıların versiyonlarını yaşarsın. aynı dersleri çıkarır kaybetmek üzere kağıt parçalarına yazarsın. ufak ufak geri basar hayat bazen.
Friday, November 26, 2010
içimde şişirilmiş bir balon, tüm oraganlarımı vücudumun çeperine yapıştırmış. kaçacak yer kalmamış, balon şişmeye devam etmekte. dışarıdan kontrol altında görünüyor herşey. ama nefeslerim derinleşmekte her vakit, sabırsızlığım sessiz. koşar adım kaçsam da kimse görmese. bir durakta patlasa içimdeki şu beyaz balon, çalkalansa içim sonra biraz, hiçbir şey kalmasa içimde. temizlense, sepya bir fotoğraf kadar huzur dolsa, dursa bir durakta, durak durmasa.
Thursday, November 25, 2010
Monday, November 22, 2010
Friday, November 19, 2010
Sunday, November 14, 2010
öyleymiş
Bir ben varmış belki,
belki de yokmuş,
bilmiyorum ki.
çok mu kafamı karıştırmış,
yolları mı şaşırmış?
Yoksa doğru yolda taklalar mı atmış,
onu doğru yol sanmış da doğru yolundan mı sapmış?
doğru yol var mıymış?
varsa onun yolu bile değilmiş.
yoksa zaten hiç kimsesizmiş.
Şaşkın bakakalmış bir çığ gibi bakakalamamış.
kapanmış gözler. kapanmış saçlar, saçlara kapanmış.
karışmış.
çağ gelmiş, çağırmışlar.
çağırılmışlar dost meclisine.
kapanmış gözler, kapanmış saçlar birbirine.
eller varmış iki yanda kalmış,
iki ayrı çiftten 2 çift el olmuş,
bir bedenmiş.
orada dururmuş.
konuşmuş, susmuş,
susunca söylediği çokmuş.
çok söyleyince doğrulmuş,
kalkmış gitmiş yoluna koyulmuş.
yol onun muymuş?
yoldan geçen o muymuş?
onun muymuş?
kapanmış gözler, saçlar kapanmış birbirine...
belki de yokmuş,
bilmiyorum ki.
çok mu kafamı karıştırmış,
yolları mı şaşırmış?
Yoksa doğru yolda taklalar mı atmış,
onu doğru yol sanmış da doğru yolundan mı sapmış?
doğru yol var mıymış?
varsa onun yolu bile değilmiş.
yoksa zaten hiç kimsesizmiş.
Şaşkın bakakalmış bir çığ gibi bakakalamamış.
kapanmış gözler. kapanmış saçlar, saçlara kapanmış.
karışmış.
çağ gelmiş, çağırmışlar.
çağırılmışlar dost meclisine.
kapanmış gözler, kapanmış saçlar birbirine.
eller varmış iki yanda kalmış,
iki ayrı çiftten 2 çift el olmuş,
bir bedenmiş.
orada dururmuş.
konuşmuş, susmuş,
susunca söylediği çokmuş.
çok söyleyince doğrulmuş,
kalkmış gitmiş yoluna koyulmuş.
yol onun muymuş?
yoldan geçen o muymuş?
onun muymuş?
kapanmış gözler, saçlar kapanmış birbirine...
Aaaaa!
Bir Süleyman gördüm hiçbir yanı kımıldamıyor
Oturmuş bir iskemleye
Pek de oturmuşluğu yok iskemle ayaksız
O nasıl şey, bu adam soyut mu ne
Baksan bir ilgisi var elleriyle
Uzamış uzamış uzamış doğrusu elleri
Sevmeye domuzlanıyor gittikçe
Konuştum konuşmuyor
Dürttüm dürtülmüyor
Kızdım, bir bıçak salladım karnına
Aaaa!
Yok yahu bana mısın demiyor
Şaşırdım, yokladım kendimi iyice
Bir çağ mı değiştik sabah sabah ne
Artık ölüm insanlardan olmuyor.
Edip Cansever
Oturmuş bir iskemleye
Pek de oturmuşluğu yok iskemle ayaksız
O nasıl şey, bu adam soyut mu ne
Baksan bir ilgisi var elleriyle
Uzamış uzamış uzamış doğrusu elleri
Sevmeye domuzlanıyor gittikçe
Konuştum konuşmuyor
Dürttüm dürtülmüyor
Kızdım, bir bıçak salladım karnına
Aaaa!
Yok yahu bana mısın demiyor
Şaşırdım, yokladım kendimi iyice
Bir çağ mı değiştik sabah sabah ne
Artık ölüm insanlardan olmuyor.
Edip Cansever
Sunday, November 07, 2010
Thursday, November 04, 2010
düzen
bazen anlamıyordu. hayat sıkışık mıydı, yoksa sıkıştırmalık mı? Öyle mi geçebilirdi ancak? Gündelik hayallerden masallara zaman kalmıyordu ki, masallar gerçek olsundu.Neyi hayal etmemiz söyleniyorsa onu hayal ediyorduk. Evlerimiz, arabalarımız vardı. zengindik. güzel bir işimiz vardı. Evimizi onbeştebir temizleyen bir kadın... Bunlardı insanlığın yegane isteyebilecekleri.Hep gerçeği hayal ettirdiler. Hep zaten olanı istedik. Kolaylığından mı, bunu istediğimizden mi, yoksa kaybolmuşluğumuzdan mı? hayal gücü durdu. Her şey, bir bir yanındakinin umduğuydu. Mimikler hep bir diziden alınmaydı, o dizi de zaten uyarlamaydı. Para kazanmak o kadar hayatiydi ki, herkes mutsuz oldu. E böylece çiçekler de soldu. Artık ne gerçeği duymak isteyenler vardı, ne de imkansızı hayal edenler. Herkesin muhabbeti aynıydı. markacılar ve markaya karşı olanlar... hepsi markadan konuştu, konuştu...
Tuesday, November 02, 2010
basitçi
baktım eli elimdeydi. koydum kafamı omzuna. sıcaktı. huzurdu. hava karanlıktı. yalındı.bulutsuzdu. huzurdu aradığım. bulduğum huzurdu. kafamda bir yere koydum resmini. baktım sağından, solundan. beğendim her halini. o beğendiğim hallerinden biriydi yine beni bu denli karıştıran. öyleyse dedim, daha çok beğendim dedim. e beni acıttı dedim. olan bana oldu dedim. gülümsedim, geçtim. neticesinde ben seçtim.
Monday, November 01, 2010
yatças kalkças yatças kalkças geççek
geçti.yattım kalktım yattım kalktım geçti. elleyince acıyo sadece şimdi.
Monday, October 25, 2010
Saturday, October 23, 2010
durak
içimde bir his.Sürekli bir şeyleri bekliyormuşum gibi. yorgunum artık,uykum var, uyuyamıyorum. Beklediğim ne ise, omuzlarıma çöküyor yorgunluğu. mutsuz ediyor beni. kalbim su çekmiş bir sünger gibi. sığmıyor vücuduma. içimde bir his. beklemekten sıkkın. beklemekten huzursuz. doktor doktor gezdiriyor beni. kalp ritmimi bozuyor, gözlerimi karartıyor. içimde bir his, havada kalmış, sararmış, solmuş, nem kokmuş.
biliyor cevabını soruların, dillendiremiyor. bakıyor uzaktan gözlerini kısarak, inceliyor inceden. her adımında "işte bu" diyor. bekliyor seni.
biliyor cevabını soruların, dillendiremiyor. bakıyor uzaktan gözlerini kısarak, inceliyor inceden. her adımında "işte bu" diyor. bekliyor seni.
Thursday, October 21, 2010
kafama göre işler
güzel oluyo güzel. istediğim insanlarla. istediğim işi yapma fırsatı bahşedildi bana bugünlerde. içimde bir ne idüğü belirsiz duygu, heyecanla kaos arası.
Subscribe to:
Posts (Atom)