Thursday, April 26, 2007

ÇEKMECE

Büyüklerle ben yapamıyorum
çocuklar da almıyor beni oyunlarına
devlet dairesinde
yangından kurtarılmayacak
sıkışmış bir çekmece gibiyim
açılamıyorum sana

Kardeşiyle sokaklarda hepbir örnek giydirilen sen
nasıl sevmezsin eşitliği
yürürken düşen çoraplarını
aynı hizaya getirmek için
annen değil miydi önünde diz çöken

Öpüşme sahnesinin tam ortasında
içeri girdiğin yazlık sinemanın
yer göstericisiyim
yürüyorsun fenerimin ışığında
yer:Kız Kulesi
ve sonu ayrılıkla bitecek
hüzünlü bir aşk filmini oynuyor
beyaz duvarında

Bir kez olsun çıkmazken ağzından
seni sevdiğimi
her gün söylememi yadırgama
bil ki bu şehirde
iskelenin verilmesini
beklemeden atlarım vapurlara

Son karesi gibi Red Kit'in
batan güneşe doğru
sürerken atımı
gitme kal demeni bekliyorum
ama yalnızca
rüzgar çekiştiriyor atkımı

Sunay Akın

Sunday, March 25, 2007

1ocak 2007

normların battığı bir dünyanın, normlara batırıldığın bir ülkesinde, kendin olmaya çalıştıkça loser pozisyonuna iyice yerleşen -şöyle kıçını sağa sola oynatmak suretiyle- insanlar olup çıktık. Ne için uğraştığımız belli değil. Kendin olmak için mi? Kendini anlatmak için mi? Ne için bilinmez…amacımız ne? Ne için yaşıyoruz? Level kaçtayız? Daha kaç level var? Health pointimiz yükseldikçe yaşama becerimiz de artacak ve şu amacımız nedir olayımız nedir sorularından vaz mı geçeceğiz? Yani level atladıkça yüzeyselleşecek miyiz? Ancak böyle mi varlığımızı sürdürebileceğiz? Ne kadar az takılırsan olaylara o kadar az nefret edersin belki de… düşündükçe beyninde baloncuklar oluşturan bi hayat bu!

(türk dil kurumundan özür diliyoruz bu yazımızda. ama etkili anlatım için yaa=))

Friday, March 23, 2007

Nietzsche Ağladığında- Irvin Yalom

"Kutsal olan gerçekler değil, kişinin kendi gerçeği için çıktığı arayıştır! Kendi kendini sorgulamadan daha kutsal birşey olabilir mi?"


"Ümit mi?ümit en son kötülüktür!" Nietzsche adeta haykırmıştı."İnsanca, Pek İnsanca adlı kitabımda, Pandora'nın kutusu açılıp, Zeus'un içinde sakladığı bütün kötülükler dünyaya saçıldığı zaman, orada son bir kötülük kaldığından kimsenin haberi olmamıştı; ÜMİT. o zamandan beri insanlar yanlışlıkla kutuyu ve ümidi iyi şans olarak yorumladı.fakat, Zeus'un arzusunun, insanların kendilerini işkenceye teslim etmeleri olduğunu unuttuk: Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, işkenceyi uzatır."


"Ölüm güç bir şeydir. Ölümün son iyiliği bir daha ölümün olmamasıdır."
"Ölümün son iyiliği, bir daha ölmemek!"


"Bağımsızlığa damgasını vuran şey nedir? İnsanın kendinden artık utanmıyor olması!"


"Kemikleri, eti,bağırsakları ve kan damarlarını kaplayan deri nasıl insan görünümünü katlanılabilir hale getiriyorsa, ruhun ajitasyonu ve ihtirası da kibirle kapatılmıştır. Kibir, ruhu kaplayan deridir."


"Beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir! yine söylüyorum; hastalığım bir nimettir"


"Daha derinlere inip motivasyonunuzun kaynağını bulun! hiçkimsenin birşeyi sırf başka birisi için yapmadığını göreceksiniz. insanın bütün eylemleri kendisine yöneliktir. bütün hizmetleri kendine hizmettir, bütün sevgisi kendisini sevmesindendir."
"Bu yorum sizi şaşırttı mı? belki de sevdiğiniz insanları düünmektesiniz. ama daha derinlere inin, sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz, bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz! siz arzuyu seviyorsunuz, arzu edilen şeyi değil."


"Size önce yürümesini öğretmek zorundayım ve yürümeyi öğrenmenin ilk adımı , kendi kurallarına uymayan insanın başkaları tarafından yönetilmek zorunda kalacağını anlamaktır. başkalarının kurallarına uymak, insanın kendisini yönetmesinden çok hem de çok daha kolaydır."


"Ruhunda sükunete kavuşmak ve mutlu olmak isteyen insanlar inanmalı ve iman etmelidir, ama hakikatin peşindeki insanlar iç huzurundan feragat edip yaşamlarını bu sorgulamaya adamak zorundadırlar."


"Herşeyi bütün açıklığıyla görmeye yara mı diyorsunuz siz? Öğrendiğiniz şeye bakın Josef: Zaman durdurulamaz, irade geriye doğru çalıştırılamaz. yanlızca talihliler bütün bu bilgileri yakalayabilir."


"Eğer kimse sizi dinlemiyorsa, bağırmak en doğal şeydir."


"Hiçbirşey, herşey demektir! güçlenmek istiyorsan, önce köklerini hiçliğin derinlerine gömmeli ve en yanlız yanlızlığınla yüz yüze gelmeyi öğrenmelisin."


"Tek ödevin kendin olmaktır.Güçlü ol. yoksa, büyümek için hep başkalarını kullanmak zorunda kalırsın."


"İşte böyle istiyor bizleri bilgelik: O bir kadındır ve daima savaşçıyı sever ancak."

Monday, March 19, 2007

inanmak. inanmak iyi mi bilemiyorum.herşeyimiz inanç üzerine kurulu. inanç yoksa sanki biz de yokuz. inanmadan kendimizi kandırıp bu olayın bir parçası olamıyoruz. umutlarımız var. zamanın birinde olacağına inandığımız umutlarımız... zamanın birinde anlaşılacağını düşündüğümüz fikirlerimiz, saçmalıklarımız... onlar hep varlar ve de anlayacak birilerini bekliyorlar. küçük bir umut ışığı görüldüğünde yine bavuldan çıkıyorlar, ve yine anlaşılamayarak düzgünce katlanıp geri koyuluyorlar yerlerine. üstüne de lastik kemer sıkıca bağlanıyor. ama o bavul boşalmıyor, o umutlar hiç bitmiyor. hiç bitmeyen inanma gücü, sonsuz sabır, nereye gideceğini bilmediğimiz umutlarımız, ve de yazılarda uçuşan saçmalıklarımız. onlarsız yaşayamadığım bir dünyadayım. inanmak, umut etmek ve saçmalamak!!!!bu aralar galiba başka işim yok. daha doğrusu başka çarem yok sanırım=) ama bunun sonu var mı, onu da bilmiyorum. hatta düşünmüyorum neyi ümit ediyorum neye inanıyorum ya da inanıyor muyum? bilmiyorum. en kolayı saçmalamak ben de saçmalamayı seçtim yine=) görüşürüz

Sunday, March 04, 2007

üzgün olmaktan yorgun

Sunday, February 11, 2007

sıkılmaktan sıkıldım

dönüp dolaşıp aynı şeyleri düşünmekten, kendi kendime çözümler bulup sonra o çözümleri unutmaktan, tekrar aynı soruları üretmekten sıkıldım. sıkıldım artık kendi kendime laf anlatmaktan, abukluklarımdan, güvensizliğimden, kararsızlığımdan, boşvermişliğimden hepsinden sıkıldım! kendimden sıkıldım. sıkıldım. sözlerimden sıkıldım. hislerimden sıkıldım. düşüncelerimden sıkıldım. doğru olmaktan sıkıldım. mantıklı olmaktan sıkıldım. şanssızlığımdan sıkıldım. herşeyi sevmeye çalışmaktan sıkıldım. kimseyi kırmamaya çalışmaktan sıkıldım. orta yolu bulmaktan sıkıldım. ağlamaktan sıkıldım. mıymıy çocuklar gibi. uyuz kızlar gibi. neden ağlıyorum diye düşünmekten sıkıldım.hehehe. saçmalamaktan da sıkıldım bak şimdi. yani birinden sıkılsam bir süre görüşmemeyi teklif edicem kendime ama söz konusu kişiyle yollarımızı ayıramıyoruz=)yani şu dünyada mümkün değil galiba=) benle benim yollarımı ayırmam galiba çok komik=)galiba alışmaktan, kabullenmekten başka çare yok:)biraz susturursam kendimi.belki biraz daha fazla uyursam, yanlız kalmazsam aççık kurtulmuş olurum.evet çok mantıklı=)yine bir çözüm bulduk. bu aralar beni yanlız bırakmayın olmamı?kendime pek katlanamıyorum da=)

Saturday, February 10, 2007

Friday, February 02, 2007

Friday, January 05, 2007

işte karşınızda yeni takıntım...

Angel-JUDAS PRİEST

Angel - put sad wings around me now
Protect me from this world of sin
So that we can rise again

Oh angel - we can find our way somehow
Escaping from the world we're in
To a place where we began

And I know we'll find
A better place and peace of mind
Just tell me that it's all you want - for you and me
Angel won't you set me free

Angel remember how we'd chase the sun
Then reaching for the stars at night
As our lives had just begun

When I close my eyes I hear your velvet wings and cry
I'm waiting here with open arms - oh can't you see
Angel shine your light on me

Oh angel will we meet once more - I'll pray
When all my sins are washed away
Hold me inside your wings and stay
Oh! angel take me far away

Put sad wings around me now
Angel take me far away
Put sad wings around me now
So that we can rise again

şirince




Thursday, January 04, 2007

nasıl ama:D(emre-hakan-nehir ortak yapımı)







Fotoğraf a da bir el atalım dedik. ama şu an çömez aşamasında olduğum için sadece modellik yapıyorum:D kısmetse yakın zamanda kurbanlarımı ben seçeceğimm=)

Monday, January 01, 2007

16aralık2006
ruhunun katili yok.sadist bir işkenceci var onun yerine.ısıtıp buharlaştıran, açılan boşluktan dolayı rahat bir nefes aldığında, her şeyi içine sindirdiğinde yine ruhunu yoğunlaştırıp yerine koyan, daha doğrusu o boşluk kapandığı için köşeye iliştiren bir psikopat=) kenarlardan ataçlarla delmek suretiyle ruhunu sana iliştiren…hiçbir zaman nasırlaştırmayan ruhunu,bir rahatlatıp bir sıkıştıran,bundan zevk alan. Nasırlaşsa daha mı iyiydi?hayır tabi ki.ama ironik. Her şeyden vazgeçtiğinde,hiçbir şey istemediğinde karşına çıkarıp “vay be oluyormuş demek ki” deyip bu düşünceyi tam içine sindirdiğinde yine istediğini senden çekip alan...

Tuesday, December 19, 2006

yolunda giden birşey yok.herşey gidiyo ama yollar karışmış, herkes birbirinin yoluna sapmış, karmakarışık saçmasapan işler, bir yerinden tutsan diğer tarafı kaçıyor. çıkmazın içinden nasıl çıkılır?=))bu soruyu sorduğunda daha çok tıkanıyorsun çünkü zaten sorunun kendisi yamuk..."çıkmaz"sa içinden de çıkılmaz=))soruları sen sorarsan yanıtlarını hazırlayıp sormuş olursun.çünkü herşeyi yönetmek isteyen sensin.soru soracak insanlar lazım insanlara.dürüstçe.ama bu insanları kazanmak yine insanların işi. gün geçtikçe sorular bireyselleşiyor, kendi kendine sorulan, cevapları hazır sorular oluveriyor.ve çıkmazların içinden TABİ Kİ çıkılamıyor.alın size soru o zaman.çıkmazın içinden nasıl çıkılır??ya da üretin cevaplayalım beraber.

alıntı


Nazım Hikmet / Her Özgürlügün İcinde Bir Tutsaklik Vardir!

“Ekteki resim 9 yaşında bir çocuk tarafından çizildi.

Bana getirip "bu resim sana neyi ifade ediyor?" dedi. (Üzerindeki yazıyı yazmamıştı henüz)

Bir şeyler söyledim, çocuğun bakış açısını düşünüp neler ifade etmek istediğini tahmin etmeye çalışarak...

Ama verdiği cevap beni çok şaşırttı. 9 yaşının çok üzerinde bir anlayışla bana şunları söyledi.. “:

" Kuşlardan biri özgür görünüyor, öteki de tutsak.
Ama aslında ikisi de tutsak.
Çünkü özgür olan uçarsa arkadaşı düşüp boğulacak!"

Saturday, December 16, 2006

5kasım 2006
kapılar kapalı, mühürlü.hatta kapı yok,kaynak yapılmış.katil kıstırmış seni köşeye,sıkışmışsın,beklemektesin.ruhunun ölümünü,ruhunun cinayetini.katil buralarda.belki karanlık ruhunun katili.belki aşk.belki de zekan.evet.zekan ruhunun katili. Her şeyi bir yere bağlamaya çalışan mantığın,sebep sonuç kuralına takılmış o beynin ruhunun katili.karanlık sıkacak,zeka saracak,aşk yakacak,ruh kaçacak,kaybolacak,uçacak,buharlaşacak.belki bir gün yağmurda damlar gözyaşına.belki geri döner,yine sarar bedenini.sonra o yağmurda birini görürsün,ruh heyecanından sarar belki tekrar.sonra karanlık sıkar,zeka sarar,aşk yakar ve pufff…ama bulutlar hep var.yağmur hep yağar,gözyaşı hep düşer,ruh içinden kayar gider,sonra yine gelir gözyaşından kalbine akar,yine sarar seni,yine heyecan katar,yine acıtır.

mady said...

yüzünü dökme küçük kız
bırak üzülmeyi
yalnız sen misin bir düşün
unutan sevilmeyi

her siyahın bir beyazı
gecelerin gündüzü de vardır

yüzünü dökme küçük kız
kızma onlara
yalnız sen misin bir düşün
zincir oranda buranda
her tutsağın bir kaçışı
uykunun uyanışı da vardır

yüzünü dökme küçük kız
yaşamın anlamını bul
sonra dinle kendini
yolunu bil

her siyahın bir beyazı
gecelerin gündüzü de vardır

Bülent Ortaçgil