Thursday, March 06, 2014

zaman.

Zaman bir bulut. Üstündeysen pofidik. İçindeysen sisli. Altındaysan ıslatır. Üstüne çıkmak için içine girmek gerek. Üstüne çıkmak da, her zaman aşağı düşebileceğini göze almak demek. Bu şekil.

Sunday, December 08, 2013

Önce yalnız olmayı öğreneceksin. Sonra sevmeyi hatırlarsın. Yalnızlaştıkça güçleneceksin belki, huzurun kaçacak bir süre. Ama yalnızlığı hissedeceksin dibine kadar. Herkes ne kadar savunmasızsa sen de o kadarını sindireceksin içine. Biri ipini salacak salacak denize doğru. Sen tam ulaştığında hop çekecek geri. Boğazın düğümlenecek, ağlayacaksın. O kadar yalnız olacaksın ki, yanlış anlaşılacaksın, açıklamaya halin kalmayacak. Gidene kadar herkes, zamk gibi yapışacaksın yerine. İfadesiz, coşkusuz. Ne zaman ki gidecek herkes, başlayacaksın bağır bağır ağlamaya. Önce yalnızlığa alışacaksın, sonra sevmeyi hatırlarsın.

Sunday, September 01, 2013

Kafam hep karışıktı ama son iki yıldır çok karışık. Düşünmek istediğim şeyi düşünemiyorum. Başlıyorum düşünmeye, sonra bir bakıyorum daha kolay mevzuya kaymış kafam. Odaklanamıyorum. Yazamıyorum. Eskiden nasıldım hatırlamıyorum.

Monday, September 19, 2011

2000lerde böyleydi insanlar. samimi, avam, haklı ve soysuz.

Thursday, July 07, 2011

İçimdeki distortion yerini akordiyon sesine bıraktı. Gözlerim denizi gördü. uzaklara baktı. affettim gitti. Her zamanki gibi. nehiR gibi

Friday, April 29, 2011

Hayatta olup biten, geçip giden vardı.
Gitmesin derdin, duymazdı.
Derdin gitsindi, ama o gitmesindi.
E derdin oydu halbuki.
Olup biten, geçip giden oydu.
Zaman dursun derdin,
Derdin zamandı halbuki...
Umrumda değilsin diyecektim, umrum benden geçeli çok olmuştu. Umurum bende değildi. Sen umrumda mıydın?
Neden yanımda değilsin diyecektim, yanımda değildin.

Thursday, March 17, 2011

her şey çirkin. duygularım gibi. insanlar gibi. o kadar üzdük ki birbirimizi. hiçbir şeyin anlamı kalmadı şu dakikadan sonra. o beni düşünmezse, ben de seni düşünmem. herkes üzerine yıkılanın değil, ayakta dik duranın üstüne yıkıldı.
kullandık en yakın dostumuzu bile. sonra normların hizasına çektik şerefsizliğimizi, anlaşılmasın diye. kabullenemedik kötü olmayı. kabullenseydik eğer, bilirdik kime ne rengi yakıştıracağımızı. şimdiyse pürüzlerle dolu, buruşuk bir kağıt elimizde hayat.